Bir şeye inanmanın teknik olarak açıklanabilmesi ya da inanç kavramının tam olarak ifade ettiği “içsel” durumun ifadeye dökülebilmesi çok zor. Yine de inanç kavramının, ağırlıklı olarak tanrı ve din ilişkisi üzerine kurulduğu ortada. İnsanoğlu nesillerdir, doğduğumuz andan öldüğümüz ana kadar olan sürecin “sebebini” bir şeylere bağlayabilmek ve varlığımıza bir “anlam” katabilmek için tanrı ve din kavramlarına sığınıyor.Burada ele almamızın faydalı olacağı bir durum var; sanat ve din kavramının ortak noktaları... Her ikisi de, öncelikli olarak insanın ruhsal yapısıyla ilgili, her ikisinin de çıkış noktası maneviyat ve her ikisi de duygusal anlamda insanı kasıp kavuruyor. Yer yer olumlu, yer yer olumsuz anlamda… Fakat din kavramının; sanata bakış açısındaki kısıtlama ve hatta yasaklama, bir karmaşanın da başlamasına sebep oluyor.
Her şeyden önce tüm dinlerin, müziğe ve genel olarak eğlenmeye uzak durduğu bir gerçek. Aksini iddia eden? Mevzuyu “müzik günahtır, eğlence haramdır” boyutuna getirenler ve insanları bu şekilde örgütleyenler de yok değil. Her dinde… Dini inançların sömürülerek toplumların “uyutulduğu” ve sorgulayan insan modelinin istenmediği günümüzde, “sorgulayan, olumsuzluklara ve haksızlıklara baş kaldıran, derinlemesine bakış açısına sahip, güdülmeyi kabul etmeyen” bir birey sunan rock ve metal gibi müziklerin, bu konuda başrol oynaması tesadüf değil.
Tarih boyunca dinine tutkuyla bağlı müzisyenler olduğu gibi, din kavramına çok uzak ve hatta karşı olan müzisyenler de olmuştur. Dinin ne kadar iyi bir şey olduğunu şarkı sözlerinde anlatan sayısız müzisyen olduğu gibi, din karşıtı şarkı sözleri yazanlar da olmuştur. Bu iki yaklaşımı da gören insanın seçimi, kendi kültür ve mantık birikimine göre, “özgürce” olmalıdır. Zira önemli olan; düşünce ve inançları, “başkalarına zarar vermediği sürece” sonsuz özgür kılmak. Bu durumda; insanların içsel dünyasındaki arayışlarının özgürce yaşanması gerekir. Bu; dinle de olabilir, sanatla da, bilimle de… Aynı gezegeni paylaştığı diğer canlıların hayatlarına olumsuz etki yapmayacak bir inanışa sahip olan tek bir kişinin bile, inandığı şey için suçlanmaması gerekir.
Dinlerin -her ne kadar günümüzde aksiymiş gibi hareket ediliyorsa da- mantık çerçevesinde yaklaşıldığında “barışçıl” olduklarını düşünüyorum ve sanat da özünde “barışçıl ve daha iyi bir hayat özlemi taşıyan” bir kavram. Dolayısıyla ne din, ne de müzik kavramı, bu ikisini karşı karşıya getirmek için kullanılacak genellemelere girebilecek kadar yüzeysel değiller. Siz siz olun; barışçıl, özgür, adil ve “insanca yaşam”a önem veren kavramlara sarılın! Yalanlarla kafa yıkayanlara, köleleştirenlere, zorlayanlara, emredenlere, uyutanlara değil…

Tanımsal olarak, şeytana inanma / tapınma anlamına gelen satanizm; Yahudi-Hıristiyan geleneğine karşı başlatılan bir reaksiyonun adı aslında. Şeytanı kutsal bir varlık olarak yücelten ve bazı kollarında ona tapmayı emreden bir öğreti. Özel olarak Hıristiyanlığa, genel olarak da bütün dinlere karşı alternatif bir inanç sistemi...
Evvela, tarihsel gelişiminden başlayacak olursak rock müziğin; işçi sınıfı tandanslı, dolayısıyla halktan yana, evrensel, barışçıl, insanî özelliklere sahip olduğunu ve daha iyi bir dünya özlemi ile baş kaldıran bir yapısı olduğunu görürüz. Yani “kötülük kavramı” ile eşit olan “şeytan” yer almıyor bu özde. Kısacası temelinde “kötücül” bir açılıma yer yok. Dolayısıyla rock müzikten türeyen daha sert içerikli müzikleri ele alırken, işin kökünün ne olduğunu belli edelim bir kere.
Led Zeppelin ve Black Sabbath gibi rock müziğin ilk sert gruplarından ikisinin (Ve hatta, toplumun yerleşik kurallarını hedef alan punk hareketini de dahil edebiliriz.) “mistik” temaları işlemesi ve yer yer Hıristiyanlığı eleştiren simgelerle müzik yapması ise, insanların özgürlüğünün kısıtlanmasına karşı geliştirilen sanatsal bir ifade aslında. Köleleştirilmeye, gözleri kapatılmaya, uyutulmaya ve koyun misali güdülmeye çalışılan toplumları kendine getirme amacıyla oluşturulmuş, sanatsal bir “şok” operasyonu... Bir emir, bir zorlama, bir itaat çağrışımı ya da empoze zihniyeti barındırmadan…
Metal müzikte karanlık kavramları (Toplum tarafından genel kabul görmüş ahlak ve din gibi tabuları sorgulayarak...) müziğiyle iç içe geçiren sayısız topluluk var. Bunu kabul etmemek, gerçeği inkar etmek olur. Bir kere her şeyden önce, black metal adı altında bir müzikal tür var. Satanizm de ağırlıklı olarak, black metal ile ilişkilenen bir şey, içeriği gereği. Fakat bu türe dahil müzisyenler aslında sadece; Nietzche’nin ve diğer nihilist filozofların tavrının daha karanlık tarafını, Marquis De Sade sapıklığında, “Cannibal Holocaust” iğrençliğinde bir dünya kurgulayarak temsil ediyorlar, hepsi bu. Fikirsel olarak uç simgeleri kullanıyorlar, farklı olabilmek için. Şeytana inandığını söyleyen, insan ırkına karşı yok oluşu ve hiçliği savunan şarkı sözlerine sahip grupların hemen hepsi simgesel ve alegorik bir anlatım güderek, işi aslında bir korku filmi gerçekçiliğinde ele alıyor. Eğer gerçekten kötülük peşinde olsalardı, müzisyen yerine cani ya da terörist olmaları gerekmez miydi?
İşte bu yüzden; metal müziğin genel anlamda “kötücül bir kavram” olarak algılanmasına imkan yok! Neden? Çünkü karanlık içeriğe sahip gruplar, onlarca alt kolu bulunan ve milyonlarca insan tarafından takip edilen metal müziğin içinde çok ufak bir kitleye seslenebiliyorlar. Ve seslenebildikleri o ufak kitlenin bile çoğunluğu, işin sadece müzikal boyutuyla ilgili. Yani herhangi bir şey için güdülenen, organize edilen bir kitle yok ortada, hiçbir zaman da olmadı. Bugün metal müzik denince akla ilk gelen, milyonlarca albüm satan, gittiği her şehirde binlerce insana konser veren, kitlelere sanat ve müzik aşkı aşılayan, toplumsal etkileyicilik konusunda bir siyasi lider kadar etkili olan grupların / sanatçıların arasında satanizmle ilişkilendirilebilecek hiçbir grup / sanatçı yok, tarih boyunca da olmadı. Black metalin de müzikal anlamda sevdiğimiz grupları var ama içerik olarak (şarkı özleri açısından), hayat felsefemize uymayanlarıyla işimiz yok. Neden olsun ki?
Sonuç itibariyle “metal müzik = satanizm” ikilemi; genel olarak bu müziği -insanların dini inançlarını da sömürerek- kabul etmek istemeyenlerin bir uydurmasından başka bir şey değil! Neden kabul etmek istemiyorlar? Çünkü genel anlamda metal müziğin karşı olduğu şeyler; dünyayı yönetenlerin, neden bu gezegeni her geçen gün daha yaşanmaz hale getirdikleriyle ilgili. Çünkü metal müzik; sorgulayan, derinlemesine bakış açısına sahip, üretimsiz tüketim zihniyetine teslim olmayan bireyler yaratabiliyor. Çünkü metal müzik; toplumların uyutulmasına, köleleştirilmesine, körleştirilmesine, kandırılmasına karşı olan bireyler yaratabiliyor. Çünkü bu müzik, insanları “düşünmeye” sevk ediyor. Korkmakta haklılar.
Her şeyden önce tüm dinlerin, müziğe ve genel olarak eğlenmeye uzak durduğu bir gerçek. Aksini iddia eden? Mevzuyu “müzik günahtır, eğlence haramdır” boyutuna getirenler ve insanları bu şekilde örgütleyenler de yok değil. Her dinde… Dini inançların sömürülerek toplumların “uyutulduğu” ve sorgulayan insan modelinin istenmediği günümüzde, “sorgulayan, olumsuzluklara ve haksızlıklara baş kaldıran, derinlemesine bakış açısına sahip, güdülmeyi kabul etmeyen” bir birey sunan rock ve metal gibi müziklerin, bu konuda başrol oynaması tesadüf değil.
Tarih boyunca dinine tutkuyla bağlı müzisyenler olduğu gibi, din kavramına çok uzak ve hatta karşı olan müzisyenler de olmuştur. Dinin ne kadar iyi bir şey olduğunu şarkı sözlerinde anlatan sayısız müzisyen olduğu gibi, din karşıtı şarkı sözleri yazanlar da olmuştur. Bu iki yaklaşımı da gören insanın seçimi, kendi kültür ve mantık birikimine göre, “özgürce” olmalıdır. Zira önemli olan; düşünce ve inançları, “başkalarına zarar vermediği sürece” sonsuz özgür kılmak. Bu durumda; insanların içsel dünyasındaki arayışlarının özgürce yaşanması gerekir. Bu; dinle de olabilir, sanatla da, bilimle de… Aynı gezegeni paylaştığı diğer canlıların hayatlarına olumsuz etki yapmayacak bir inanışa sahip olan tek bir kişinin bile, inandığı şey için suçlanmaması gerekir.
Dinlerin -her ne kadar günümüzde aksiymiş gibi hareket ediliyorsa da- mantık çerçevesinde yaklaşıldığında “barışçıl” olduklarını düşünüyorum ve sanat da özünde “barışçıl ve daha iyi bir hayat özlemi taşıyan” bir kavram. Dolayısıyla ne din, ne de müzik kavramı, bu ikisini karşı karşıya getirmek için kullanılacak genellemelere girebilecek kadar yüzeysel değiller. Siz siz olun; barışçıl, özgür, adil ve “insanca yaşam”a önem veren kavramlara sarılın! Yalanlarla kafa yıkayanlara, köleleştirenlere, zorlayanlara, emredenlere, uyutanlara değil…

SERT MÜZİĞİN SATANİZMLE İLİŞKİSİ
Tanımsal olarak, şeytana inanma / tapınma anlamına gelen satanizm; Yahudi-Hıristiyan geleneğine karşı başlatılan bir reaksiyonun adı aslında. Şeytanı kutsal bir varlık olarak yücelten ve bazı kollarında ona tapmayı emreden bir öğreti. Özel olarak Hıristiyanlığa, genel olarak da bütün dinlere karşı alternatif bir inanç sistemi...
Evvela, tarihsel gelişiminden başlayacak olursak rock müziğin; işçi sınıfı tandanslı, dolayısıyla halktan yana, evrensel, barışçıl, insanî özelliklere sahip olduğunu ve daha iyi bir dünya özlemi ile baş kaldıran bir yapısı olduğunu görürüz. Yani “kötülük kavramı” ile eşit olan “şeytan” yer almıyor bu özde. Kısacası temelinde “kötücül” bir açılıma yer yok. Dolayısıyla rock müzikten türeyen daha sert içerikli müzikleri ele alırken, işin kökünün ne olduğunu belli edelim bir kere.
Led Zeppelin ve Black Sabbath gibi rock müziğin ilk sert gruplarından ikisinin (Ve hatta, toplumun yerleşik kurallarını hedef alan punk hareketini de dahil edebiliriz.) “mistik” temaları işlemesi ve yer yer Hıristiyanlığı eleştiren simgelerle müzik yapması ise, insanların özgürlüğünün kısıtlanmasına karşı geliştirilen sanatsal bir ifade aslında. Köleleştirilmeye, gözleri kapatılmaya, uyutulmaya ve koyun misali güdülmeye çalışılan toplumları kendine getirme amacıyla oluşturulmuş, sanatsal bir “şok” operasyonu... Bir emir, bir zorlama, bir itaat çağrışımı ya da empoze zihniyeti barındırmadan…
Metal müzikte karanlık kavramları (Toplum tarafından genel kabul görmüş ahlak ve din gibi tabuları sorgulayarak...) müziğiyle iç içe geçiren sayısız topluluk var. Bunu kabul etmemek, gerçeği inkar etmek olur. Bir kere her şeyden önce, black metal adı altında bir müzikal tür var. Satanizm de ağırlıklı olarak, black metal ile ilişkilenen bir şey, içeriği gereği. Fakat bu türe dahil müzisyenler aslında sadece; Nietzche’nin ve diğer nihilist filozofların tavrının daha karanlık tarafını, Marquis De Sade sapıklığında, “Cannibal Holocaust” iğrençliğinde bir dünya kurgulayarak temsil ediyorlar, hepsi bu. Fikirsel olarak uç simgeleri kullanıyorlar, farklı olabilmek için. Şeytana inandığını söyleyen, insan ırkına karşı yok oluşu ve hiçliği savunan şarkı sözlerine sahip grupların hemen hepsi simgesel ve alegorik bir anlatım güderek, işi aslında bir korku filmi gerçekçiliğinde ele alıyor. Eğer gerçekten kötülük peşinde olsalardı, müzisyen yerine cani ya da terörist olmaları gerekmez miydi?
İşte bu yüzden; metal müziğin genel anlamda “kötücül bir kavram” olarak algılanmasına imkan yok! Neden? Çünkü karanlık içeriğe sahip gruplar, onlarca alt kolu bulunan ve milyonlarca insan tarafından takip edilen metal müziğin içinde çok ufak bir kitleye seslenebiliyorlar. Ve seslenebildikleri o ufak kitlenin bile çoğunluğu, işin sadece müzikal boyutuyla ilgili. Yani herhangi bir şey için güdülenen, organize edilen bir kitle yok ortada, hiçbir zaman da olmadı. Bugün metal müzik denince akla ilk gelen, milyonlarca albüm satan, gittiği her şehirde binlerce insana konser veren, kitlelere sanat ve müzik aşkı aşılayan, toplumsal etkileyicilik konusunda bir siyasi lider kadar etkili olan grupların / sanatçıların arasında satanizmle ilişkilendirilebilecek hiçbir grup / sanatçı yok, tarih boyunca da olmadı. Black metalin de müzikal anlamda sevdiğimiz grupları var ama içerik olarak (şarkı özleri açısından), hayat felsefemize uymayanlarıyla işimiz yok. Neden olsun ki?
Sonuç itibariyle “metal müzik = satanizm” ikilemi; genel olarak bu müziği -insanların dini inançlarını da sömürerek- kabul etmek istemeyenlerin bir uydurmasından başka bir şey değil! Neden kabul etmek istemiyorlar? Çünkü genel anlamda metal müziğin karşı olduğu şeyler; dünyayı yönetenlerin, neden bu gezegeni her geçen gün daha yaşanmaz hale getirdikleriyle ilgili. Çünkü metal müzik; sorgulayan, derinlemesine bakış açısına sahip, üretimsiz tüketim zihniyetine teslim olmayan bireyler yaratabiliyor. Çünkü metal müzik; toplumların uyutulmasına, köleleştirilmesine, körleştirilmesine, kandırılmasına karşı olan bireyler yaratabiliyor. Çünkü bu müzik, insanları “düşünmeye” sevk ediyor. Korkmakta haklılar.